Özel Dosya

Alkışlarla XII: Cameron Winter

Bazı müzisyenler kendilerini buldukça sadeleşir, Cameron Winter ise tam tersine daha da tuhaflaşmayı seçiyor. Geese ile başlayan hikayesi solo albümü Heavy Metal’la kişisel bir itirafa, Getting Killed ile de kolektif bir kaosa dönüştü.
post image

Cameron Winter, Brooklyn’in Park Slope semtinde sanatla iç içe bir ailede büyüdü. Babası besteci, annesi ise yazardı. Altı yaşında piyano çalmaya başladı, sekiz yaşında da yalnız bir kamyon şöförü hakkında ilk şarkısını yazdı. Tüm bunlara rağmen çocukluğundaki ilk tutkusu müzik değildi. Uzun yıllar buz hokeyi ve futbol oynadı fakat geçirdiği beyin sarsıntıları nedeniyle sporu bırakmak zorunda kaldı. 

Bu kırılmanın ardından müzik, hayatında daha da büyük bir yer kaplamaya başladı. Lisede Max Bassin ve Emily Green ile tanışmasıyla Geese’in temelleri atıldı. 2021’de Projector, 2023’te 3D Country yayımlandı. Grup her albümde başka bir yöne ilerlerken Winter da yalnızca vokalist değil, kendine özgü söz dünyasıyla dikkat çeken bir şarkı yazarı hâline geldi.

Cameron Winter duygularını doğrudan anlatmak yerine onları görüntüler ve çağrışımlar üzerinden aktarmayı tercih ediyor. Bu nedenle sözlerinde gerçek, hayal, mizah ve karanlık duygular birbirlerine karışıyor.

Kendi dünyasını kurmak: Heavy Metal

2024’ün Aralık ayında yayımlanan Heavy Metal, Cameron Winter’ın kendi sesini Geese’ten bağımsız olarak aradığı bir dönemde ortaya çıktı. Albümü 4 ayda tamamlayabileceğini düşünüyordu. İşler hesapladığı gibi gitmedi ve 1 buçuk yılda tamamlayabildi. Çevresinden “solo albüm için henüz çok erken” uyarıları aldı. Cameron ise “şimdi yapmazsam 20 yıl sonra pişman olacağımı biliyorum” diyerek yola koyuldu.

Heavy Metal boyunca büyümek, kaygı, yalnızlık, aşk ve geleceğe dair kaygılarını dile getirdi Cameron. “Drinking Age”de gelecekteki hâliyle karşılaşmasını “Today, I met who I’m gonna be from now on / And he’s a piece of shit” sözleriyle anlatıyor. Komik görünen bu cümlenin altında, insanın kim olacağını henüz bilmediği ve kendisine duyulan güvensizlik var aslında.

$0” ise başka bir uçta duruyor. Winter, tekrar tekrar “God is real” diye bağırıyor ve “I’m not kidding this time” diyerek inanç ve ironi arasında bir yerde bırakıyor bizi. New York sokaklarında, güvercinlerin ortasında çektiği klipte sanki insanlara bir şey anlatmak istiyor ama kimse onu dinlemek için vaktini ayırmıyordu.

Heavy Metal’ın en önemli taraflarından biri, Cameron Winter’ın ilk kez kendi başına bir dünya kurma sorumluluğunu üstlenmesiydi. Yoğun bir çalışma sürecinin sonunda finale vardığında albümü tamamlamış olmanın getirdiği gurur yaşıyordu.

En azından 20 yıl sonra bu konu hakkında bir pişmanlık yaşamayacaktı.

İki dünyanın kesiştiği yer: Getting Killed

Heavy Metal 2024’ün sonunda çıkmasına rağmen yılın en iyi albümleri arasında gösterildi. Cameron Winter da hem müzisyen hem de söz yazarı olarak kendini ispatlamıştı. Solo kariyeriyle büyük bir sıçrama yaşadı ve sırada aynı seviyeyi Geese’le atlamak vardı. Grup Eylül 2025’de “Getting Killed’la geri dönmüştü. Albüm, Trinidad ile başladığında sakin bir yolculuğa çıkmışsınız havası verse de “There’s a bomb in my car” çığlıklarıyla yön değiştiriyordu. “Taxes”te ise Winter, “If you want me to pay my taxes / You better come over with a crucifix / You’re gonna have to nail me down” sözleriyle gündelik bir meseleyi dini imgeler ve absürt bir mizahla birleştiriyor.

Ve albümün adını aldığı Getting Killed parçasında şu cümleyi kuruyor; “I’m getting killed by a pretty good life.

Bu söz, Winter’ın müzikal dünyasını anlamak için güzel bir özet niteliğinde. “İyi bir hayat” normalde ulaşılması gereken bir hayalken bu şarkıda insanı tüketen bir konsepte dönüşüyor. Heavy Metal’da kendi zihni içinde aradığı huzursuzluk, Getting Killed’da dış dünyayla, ilişkilerle ve hayatın absürtlüğüyle buluşuyor.

Henüz nereye gideceğini bilmiyor

Başarı artsa da huzursuzluk ortadan kalkmış değil. Özellikle Geese’in geldiği son nokta da bu durumu destekliyor. Getting Killed sonrasında Geese’in bir anda çok daha büyük bir kitleye ulaşması, grubu daha önce karşılaşmadığı bir ilgiyle baş başa bıraktı. Cameron Winter da her fırsatta bu ilgiyi anlamakta zorlandığını ifade ediyor.

Üstelik Winter bir yandan da yeni solo albümü üzerinde çalışıyor. Yeni şarkıların nasıl bir sese sahip olması gerektiğini bulmakta zorlandığını, eski alışkanlıklarının içine sıkışmış gibi hissettiğini söylüyor. Hatta üzerinde çalıştığı müziği çevresindeki insanlarla paylaşmayı bile büyük ölçüde bırakmış durumda. Winter’a göre yeni şarkılarını kimse beğenmiyor.

Belki de Cameron Winter’ı ilginç kılan tam olarak bu: Kendinden emin bir sanatçı görüntüsü vermek yerine, hâlâ ne yapacağını anlamaya çalışan birinin dürüstlüğünü taşıyor. Bir albüm başarılı olduğunda onun üzerine yerleşmek yerine başka bir şey denemek istiyor. Bir sonraki albümün nasıl olması gerektiğini bilmediğinde ise bunu saklamıyor. Geese’in Rolling Stone’a verdiği son röportajda şöyle diyor: “Albümden albüme soundumuzu değiştirmek zorunda olduğumuz için değiştirmiyoruz. Sadece eski materyallerimizden nefret ediyoruz.” Belki de bu yaklaşım, Winter’ın ve Geese’in müziğindeki değişimin en basit açıklaması. Kendisini tekrar etmek yerine, henüz keşfetmediği bir yere gitmeyi tercih ediyor.

İlgili Yazılar
Development by Bom Ajans