Özel Dosya

Boykot: Bazı hareketlerin gücü tahminimizden de öte

Sanat, tarih boyunca sadece estetik bir ifade biçimi değil, aynı zamanda direnişin, değişimin ve umudun güçlü bir aracı olmuştur. Boykot büyük resimde, sanatın ve sanatçının halktan kopuk olmadığını gösteren bir hareket. Sanatın, içinde bulunduğu topluma karşı sorumluluğu vardır ve sanatseverler de bu bilinçle hareket ettiklerinde büyük değişimler yaratabilirler.
İpek Atcan - 2 Nisan 2025
post image

Sanat, tarih boyunca sadece estetik bir ifade biçimi değil, aynı zamanda direnişin, değişimin ve umudun güçlü bir aracı olmuştur. Müzikten tiyatroya, edebiyattan sinemaya kadar birçok sanat dalı, toplumların yaşadığı değişim ve dönüşüm süreçlerinde belirleyici roller üstlenmiştir. Bugün Türkiye’de yaşanan gelişmeler karşısında kültür-sanat alanında sergilenen duruş da bunun bir parçasıdır.

Farkındaysanız son günlerde DBL Organizasyon’a yönelik boykot çağrıları büyük ses getirdi ve halkın ortak iradesiyle Ane Brun konseri ve Trevor Noah gösterisi iptal edildi. Şimdi ise Muse ve Robbie Williams konserleri için de benzer bir süreç işliyor. Bu boykot, yalnızca bir organizasyon şirketine yönelik değil; büyük resimde, sanatın ve sanatçının halktan kopuk olmadığını gösteren bir hareket. Sanatın, içinde bulunduğu topluma karşı sorumluluğu vardır ve sanatseverler de bu bilinçle hareket ettiklerinde büyük değişimler yaratabilirler.

Kültür sanat aktiviteleri iptal mi edilmeli?

Tabii ki hayır! O sebepledir ki ben olaylar karşısında iptal edilen konser ve tiyatroların hep karşısında durmuşumdur. Şimdi diyeceksiniz ki “E az önce iptal edildi diyorsun, şimdi karşısındayım diyorsun”. İkisinin arasındaki farkı görebildiğinizi düşünüyorum. Sözünü söyleyen, söylemekten korkmayan, olayları nesilden nesile aktaran, sevinci ya da üzüntüyü dile getiren, duygularımızı bir arada yaşamamıza imkân sağlayan “sanat” başka, şu an ülkenin bir kısmını ötekileştiren bir zihniyeti beslemek başka… En azından özgür irademizle bunu yapmaktan vazgeçebiliriz. Bunu size sadece bir müzik yazarı olarak değil, Muse gibi bir grubun hayranı olarak da söylüyorum. Belki konser iptal olmayacak (Muse gibi duruşu olan bir ekipte bu beni şaşırtır) ama biz o konsere içimiz yansa da gitmeyeceğiz.

Bu arada Instagram’da 2,4 milyon takipçisi olan Muse’un ortalama yorum sayısı 400-600’ken İstanbul konseri post’larının altındaki “Gelmeyin!” temalı yorum sayısının 33 bin olduğunu söylemeliyim. Dikkat çekmemesi imkânsız yani. Ha bu kadar protest duruşunun ardından yine de geliyorlarsa Muse’u tekrar değerlendirmek de dinleyicisine kalır…

Peki boykotlar gerçekten etkili mi?

Tarih, sanat alanında yapılan boykotların ne kadar etkili olabileceğini defalarca göstermiştir. Örneğin, 1980’lerde Apartheid rejimine karşı başlatılan kültürel boykot kapsamında birçok sanatçı Güney Afrika’da sahne almayı reddetti. Bruce Springsteen’den U2’ya, Queen’den Stevie Wonder’a kadar birçok müzisyen, “Sun City”de konser vermemeyi tercih ederek dünya çapında bir farkındalık yarattı. Bu boykot, yalnızca bir politik tavır değil, aynı zamanda ırk ayrımcılığına karşı küresel bir mücadelenin parçasıydı.

Benzer şekilde, 2019’da İsrail’in politikaları nedeniyle birçok sanatçı Eurovision’a katılımın boykot edilmesi için çağrı yaptı. Katılım azalmadı belki ancak sanatın politik bir söylem üretebildiği ve vicdanlı bir duruş sergileyebildiği bir kez daha görüldü.

Sinema dünyasında da boykotlar büyük değişimlere yol açtı. Soğuk Savaş döneminde ABD’de McCarthy’cilik nedeniyle kara listeye alınan sanatçılar, özgür düşünceye karşı yapılan baskılara karşı sessiz kalmadılar. Charlie Chaplin gibi isimler ABD’den ayrılmak zorunda kaldı, ancak yıllar sonra itibarları iade edildi.

2017’de ise #MeToo hareketiyle birlikte, sinema endüstrisinde belirli yapımcı ve projelere karşı büyük boykotlar düzenlendi. Bu, yalnızca birkaç ismin cancel edilmesiyle (iptaliyle) sonuçlanmadı; Hollywood’daki güç dengelerini de kalıcı olarak değiştirdi.

Sanat ne içindir?

Sanat, baskılar ve zorluklar karşısında her zaman yeni yollar bulmuş, her dönemin karanlığında bir ışık olmuştur. Bugün yaşadığımız süreç de bundan farklı değil. Türkiye’de kültür-sanat alanında yaşanan bu duyarlılık, sadece bir cancel (iptal) ya da bir boykotun ötesinde, daha büyük bir uyanışın göstergesidir. Sanatseverler olarak bizler, hangi etkinliklere gideceğimizi, hangi organizasyonları destekleyeceğimizi seçerek bir tavır sergiliyoruz. Bu da değişimin en önemli adımlarından biri.

Sanatçılar ve sanatseverler, toplumların vicdanıdır. Sanat, yalnızca eğlence ya da estetik bir zevk aracı değil; aynı zamanda toplumsal hafızanın, kolektif bilincin ve vicdanın taşıyıcısıdır. Bir sanatçının hangi sahnede yer alacağı ya da bir organizasyonun kimlerle işbirliği yapacağı sadece bir ticari karar değil, aynı zamanda bir duruş meselesidir. Bugün yaşanan boykot hareketleri, sanatın, sanatçının ve sanatseverlerin tarafsız olmadığı gerçeğini bir kez daha hatırlatıyor.

Gelecek, sanatın özgürce yankılandığı, sanatçının korkusuzca sahne aldığı, sanatseverin gönül rahatlığıyla alkış tuttuğu günler getirecek. Çünkü sanat, tarih boyunca olduğu gibi, bugün de özgürlüğün ve umudun en güçlü sesi olmaya devam edecek.

İlgili Yazılar
Development by Bom Ajans