
Brek, 18 Eylül’de yayımladığı Alev Apartmanı ile yeniden karşımızda. Bu süreçte yazdı, sildi, yeniden denedi; single’lar ve düetlerle üretmeye devam etti. Biz de Brek’le Alev Apartmanı’nın nasıl ortaya çıktığını, albümün hazırlık sürecini, Bandcamp’teki erken erişim kararını, plakta dinleyicileri bekleyen sürprizleri ve albümün arkasındaki hikâyeleri konuştuk. Keyifli okumalar!
Öncelikle dergy.com’a hoşgeldin Brek! Yeni albümün Alev Apartmanı hayırlı olsun. Instagram’da geçtiğimiz yıldan beri paylaştığın albüm günlüklerini takip eden biri olarak dinlediğim demoların son haliyle tanışmak beni çok heyecanlandırdı. Albümün fikir olarak zihnine ilk düştüğü anı merak ediyorum. ‘’1990’’ ve ‘’Alev Apartmanı’’ arasında neredeyse tam 3 sene var. Bu süreç içerisinde singlelarda ve düetlerde karşılaşmıştık. Hangi noktada artık bir şeyler anlatmam gerek gibi hissettin?
Selam. Aradan üç sene geçmiş evet. Aslına bakarsanız sürekli bir arayış halindeydim bu süreçte. Yine sürekli kayıt halinde bir şeyler yazıp çizip siliyordum. Bazen uzun süren yanılgılar da süreçin üretken bir parçası oluyor. Yazıp sildiğim birçok şarkı veya albüm konsepti oldu bu süreçte. Nihayetinde 2025 Eylül’ünde ateş yandı, çerçeve oturdu ve o çerçevenin içine bir anda biriktirdiklerim döküldü. O noktadan sonra çok hızlı ilerledi diyebilirim
Albüm 18 Eylül’de yayımlandı ama aslında bir ay öncesinden Bandcamp üzerinden ücret karşılığında erken erişime de açtın. Bu kararın bile günümüz dijital müzik piyasası hakkında bir fikir oluşturuyor. Ülkemizde de çok tercih edilen bir yol değil çünkü. Yola çıkarken mi vermiştin bu kararı ya da bu kararı almanda neler etken oldu?
Evet, bunun bir albüm olacağı netleştikten sonra farklı bir yayın stratejisi denemeye dair sorular düşmeye başlamıştı aklıma. Hem günümüz dinleyicisine emeğe ve karşılığına dair bir hatırlatma yapmak hem de bağımsız sanatçıların kendi yakın çemberindeki dinleyicileriyle bir fayda çemberi oluşturabileceğine dair bir öneride bulunmak için böyle bir hareket geldi aklıma.
Alev Apartmanı diğer albümlerine kıyasla süre olarak da daha uzun bir albüm. Albüm içinde gerek söz gerekse enstrümantal olarak en zorlandığın şarkı hangisiydi? İşin içinden çıkamıyorum gibi hissettiğin oldu mu?
Söz kısmı her zaman zorlayıcı. Söz yazmakta zorlanmaktan çok sözü yazarken yaşadığım hislerle başa çıkmanın zorluğu en çok “mührü söktüm dudaklarımdan” isimli parçada ortaya çıktı. Sözlerin kendisinde çok görünür olmasa bile satır aralarında çok çile var gerçekten.
İşin içinden çıkmakta zorlandığım kısım yazım veya beste tarafında değil işin teknik kısmında, mix kısmında oldu. Mixleri kendim yapmak istemiyordum, şartlar gereği öyle yapmam gerekti ama çok çok zorlandım. Orada “olmadı sanırım” dediğim ve kendi canımı çok sıktığım günler geçirdim, evet.
Bu süreçte yazıp albümün dışında kalan bir şarkı oldu mu? İleride duyabilecek miyiz?
Albüme dahil edilmemiş çok fazla yarım fikir var, belki yarın yankısı aklıma düşer ve başka bir şarkıda dönerim o fikirlere. Belki de hiç dönmem, zaman gösterecek açıkçası, bu konuda kesin konuşmak istemem.
Albümün aynı zamanda sınırlı sayıda plağı da basıldı ve satışa sunuldu. Genelde plak satın aldığınız ve kapağını açtığınızda hoş sürprizlerle de karşılaşırsınız. Alev Apartmanı’nın plağını elimize aldığımızda bizi neler bekliyor detay verebilir misin?
Evet, bu albümü plak olarak da dinleyiciye sunabildiğim için çok mutluyum. Beatsommelier ekibi bunu mümkün kıldı, onlara çok teşekkür ediyorum. Sevgili Selin Yılan’ın elinden çıkan albüm kapağı tasarımını en başından beri bir plağın üstünde görme hayali kurmuştuk.
Plağın içinde benim hiçbir konsept gütmeden çektiğim Polaroid fotoğraflar olacak ve belki onlara kendi ellerimle yazdığım bazı notlar 🙂

Albüme ilham olan konuları ve imgeleri sormak istiyorum. ‘’olmayan’’ ve ‘’siyah Romans’’ şarkılarındaki ‘’Ve ay, gümüşten bir yay gibi’’ dizeleri bir Shakespeare alıntısı. ‘’mührü söktüm dudaklarımdan’’da ise ‘’Ellerim küçükken çizmiştim o resmi’’ sözüyle çocukluğa yapılan bir gönderme var. Yazım aşamasından önceki ilk ilhamı almak için nereye dönüyorsun genelde? Başka eserlere mi yoksa kendi içine mi?
Açıkçası bunun net bir cevabı yok. Bazen yolda yürürken mırıldandığım minik bir cümle bazen bir film sahnesi, bazen bir arkadaşımla diyaloğumuzda bana söylediği bir cümlenin yankısı, bazen de anlamdan bağımsız şekilde bir melodinin üzerine oturan rastgele cümlelerle başlıyorum.
Sonrasında ise özellikle bu albümde çocukluğa çok selam verdim, oralardaki kuyulardan çok su çektim.
Bahsetmezsek olmaz, albüm kaydı boyunca ekipte Yağız Nevzat İpek, Eyüp Yavuz Mercan ve Bora Yavrucuk sana eşlik etti. Efe Sanlav da konserlerde bas gitarla aranıza katılacak. Bu isimler nasıl bir araya geldi ve grup olarak çalmak size nasıl hissettiriyor?
Yağız benim 2015’ten beri suç ortağım. Onu bir Peyote konserinde izleyip, konser sonrasında sıkıştırmıştım “benimle çal” diye. Yanılmıyorsam bu tekliften iki üç hafta sonra ev arkadaşı olduk ve bilumum projede beraber yer aldık.
Bora ile yanılmıyorsam 2021’den beri süregelen bir ortaklığımız var. Yangın grubundaki işlerini sevip beraber çalışmak istedim ben, o da sağolsun olumlu baktı bu teklife. Süreçte çok uyumlu ilerledik, gönülden bir ortaklık kuruldu orada.
Efe’yle ve Bora ile benzer zamanlarda tanıştım, zaman zaman beraber sahneye çıktık. Onun da kalbi benimkine benzer şekilde atıyor gibi hissediyorum. Alev Apartmanı sürecinde de bas gitarı ona emanet ettim.
Eyüp Yavuz Mercan’a ise bir gün Moda Sahil’de sokak müzisyenliği yaparken rastladım, o günden beri hayranıyım. Sonrasında ise yakınlaşmamız ve beraber bir şeyler üretmeye başlamamız bize Kadıköy’ün oynadığı basit bir oyun açıkçası.
Grup olarak ortaya çıkardığımız histen çok çok memnunum, umuyorum bir an önce bu hissi dinleyiciye de aktaracağız.
Albümde kapanışı da “Beni Uyut” şarkısında Dilan Balkay’la yaptın. Hala dinlemeyenler varsa da uyaralım çok yoğun duygular yaşayabilirsiniz o anda. Şarkı, hissiyat olarak nereden çıktı ve tabii ki Dilan Balkay’la çalışmak nasıldı?
Dilan acayip bir insan ve müzisyen. Son bir iki senede de dost olduğumuzu hissediyorum. Bir gece yazdığım bir şarkının çok dandik bir kaydını attım kendisine beraber söylemeyi teklif ettim, o da sağolsun şarkıyı hissetti ve mutlu oldu bu teklifime. Beraber çalışmak çok kolaydı kendisiyle, birbirimize çok güveniyorduk çünkü bence.
Bir senelik çalışmanın sonunda, içimdekileri döktüm ve rahatladım gibi bir hissiyat oluştu mu?
Yani bir rahatlama var tabii ama henüz tam çıkamadım o süreçten bence. Yükü hemen kalkmadı omzundan, biraz vakte ihtiyacım var sanırım.
Anlatmak istediğim şeyleri anlatmak istediğim şekle oldukça yakın şekilde anlatmayı bi şekilde becerdim bence. Bu biraz tatmin ediyor beni elbette
1 Ekim’de Salon İKSV’de de Alev Apartmanı’nın lansman konseri var. Konser vermenizi özleyen dinleyicilerinizi nasıl sürprizler bekliyor?
Uzun süredir davulun basın gitarın olduğu geleneksel bir orkestra ile konser vermiyorum, bunu tekrar yapmak çok heyecanlı. Albüm şarkılarını ilk kez seyirciyle buluşturmak dışında büyük bir sürprizim maalesef pek yok.
Eski parçaların bu orkestranın elinden geçmiş yeni versiyonları var bir de tabii. Onlar da ilk kez dinleyiciye sunulacak bu konserde. Ayrı bir heyecanı var.
Sona gelirken sormasam olmaz. Geçtiğimiz mart ayında Apartmanlar’la ODTÜ’de çaldınız. İstanbullular olarak meraktayız: Ekiple yeni gürültüler gelir mi ya da en azından bu sefer bir İstanbul konseri?
Umuyorum çok, olabilir. Ama net bir cevabım yok 🙂