
Britpop tarihinin en garip olaylarından biriydi, Blur – Suede – Elastica üçlüsünün karşı karşıya gelmesine neden olan hamleler. 4 yılını Brett Anderson ile geçirdikten sonra Blur’den Damon Albarn ile tanışan ve ilişkisini bitirip Damon ile sevgili olan Elastica’nın sesi Justine Frischmann sayesinde birçok duygusal Britpop hitini dinleme şansına eriştik. Gelgelelim, aradan 35 sene geçse de Brett Anderson hiçbir şekilde bu olayı unutmamış gibi. Damon Albarn ile hâlâ tek kelime konuşmayan Suede frontman’i için doksanların ilk dönemi bu sebeple de daha zordu. Bu sene temmuz ayında, farkına varmadan İstanbul’da bu iki efsane müzisyeni aynı gün ağırladık. Gorillaz 14 ve 16 Temmuz’da İstanbul’da 2 konser verirken Suede, 17 Temmuz akşamı İstanbul’daydı. Bir başka deyişle, bu iki isim birbirlerini görmeseler de 16 Temmuz’da İstanbul’dalardı. Bu garip tesadüfü fark edince gerginliğin başladığı yere, doksanların başına dönelim dedik. Buradan sonrası Britpop tarihine geçen aşk üçgeninin alanı…
Brett Anderson ile Justine Frischmann, 1988’de University College London’da mimarlık eğitimi alırken tanıştı ve kısa süre içinde sevgili oldu. Anderson’ın çocukluk arkadaşı Mat Osman’la birlikte müzik yapmaya başlamasıyla Frischmann da ikiliye katıldı. Üçlü, Roxy Music, The Smiths, David Bowie ve The Cure şarkıları çalarak kendi gruplarını kurmaya hazırlanıyordu. Anderson ve Frischmann’ın gitarist olarak yeterli olmadıklarına karar vermelerinin ardından 1989’da NME’ye bir ilan verildi ve “Smiths, Commotions, Bowie, Pet Shop Boys” etkilerini sıralayan ilana 19 yaşındaki Bernard Butler yanıt verdi. Butler’ın katılmasıyla Anderson ve Frischmann’ın gitar görevlerini paylaştığı grup şekillenmeye başladı ve kısa süre sonra Suede adını aldı. The Smiths’in efsane davulcusu Mike Joyce’un ve daha sonra Simon Gilbert’ın davulda bulunduğu erken kadro, 1991’de nihayete kavuştu.
Brett Anderson ile Justine Frischmann’ın ilişkisi yaklaşık dört yıl sürdü ve bu süre boyunca ikili, Suede’in kuruluşundan ilk yıllarına kadar hem sevgili hem de grup arkadaşı olarak birlikte hareket etti. Ancak 1990’da Suede’in Blur’le birlikte verdiği konserlerden birinde Justine ile tanışan Damon Albarn’ın ilgisi kısa sürede farklı bir boyuta taşındı. Albarn, Frischmann’ın numarasını Mike Smith aracılığıyla aldı ve ikili arasındaki yakınlaşma giderek bir ilişkiye dönüştü. Frischmann, Anderson’la ilişkisinin sona ermesinin ardından Suede’de kalmaya devam etti. Ancak bu dönem, grup içinde giderek daha fazla gerilim yarattı. Frischmann’ın anlatımına göre ayrılığın ardından provalarda oluşan atmosfer oldukça ağırdı.
Bernard Butler ise Frischmann’ın Damon’dan ve Blur’le geçirdiği zamandan sık sık söz etmesinin, özellikle Brett’in yanında, grubun içindeki gerilimi artırdığını anlatıyordu. Frischmann bir yandan mimarlık eğitimine devam ediyor, diğer yandan Suede’in müzikal yönü konusunda Anderson ve Butler’la aynı noktada buluşamıyordu. Tahmin edilen son, 1991’in sonlarına doğru geldi ve Suede’den ayrıldı. Anderson’la yaklaşık dört yıl süren ilişkisinin ardından Albarn’la başlayan yeni ilişkisi de bu dönemin en önemli kırılma noktalarından biri oldu. Frischmann daha sonra Elastica’yı kurarken, Suede’de onun ayrılığının ardından Anderson ve Butler’ın şarkı yazımında daha belirgin bir ortaklık geliştirmesi grubun sonraki döneminin temelini oluşturdu. Suede’in özellikle ilk albümündeki birçok şarkı, Brett Anderson’ın yaşadığı “ihaneti” atlatamaması çerçevesinde gelişti.
Brett Anderson’la yaklaşık dört yıl süren ilişkisinin sona ermesinin ardından Justine Frischmann, Blur’ün solisti Damon Albarn’la yeni bir ilişkiye başladı. İkilinin birlikteliği kısa sürede Britanya müzik basınının yakından takip ettiği bir konuya dönüştü ve yaklaşık yedi yıl sürdü. Frischmann, Suede’den ayrıldıktan sonra 1992’de eski Suede davulcusu Justin Welch ile yeni bir grup kurmaya girişti. Kadroya basçı Annie Holland ve gitarist Donna Matthews’ın katılmasıyla Elastica ortaya çıktı. Grup, 1993’te yayımladığı “Stutter” ile dikkat çekmeye başladı, ardından “Line Up” ve “Connection” gibi teklilerle yükselişini sürdürdü.
Özellikle kısa, sert ve punk etkili şarkılarıyla öne çıkan Elastica, 1995’te çıkardığı kendi adını taşıyan ilk albümüyle Birleşik Krallık listesine 1 numaradan giriş yaptı ve o dönemde Oasis’in “Definitely Maybe” albümünden bu yana en hızlı satan İngiliz debut albümü oldu. Albümün başarısı Amerika’ya da uzandı. “Connection” burada hit olurken albüm, dünya çapında yaklaşık bir milyon adet sattı. Frischmann’ın Albarn’la ilişkisi de grubun yükselişinin ayrılmaz bir parçası olarak magazin basınında sürekli gündeme geldi. Albarn, ilk Elastica albümünde klavye çalarak “Dan Abnormal” takma adıyla da yer aldı. Ancak Elastica’nın bu hızlı yükselişinin ardından yoğun turne programı, kadro değişiklikleri ve grubun yaşadığı çeşitli sorunlar, ikinci albümün beş yıl gecikmesine yol açtı. Bu süre zarfında Frischmann ile Albarn’ın ilişkisi de çatırdamaya başladı ve geri dönülemez bir noktaya gelerek sona erdi.
Justine Frischmann’la ilişkisinin sona ermesinin ardından Damon Albarn, Blur’ün 1999 tarihli “13” albümüne dönüşecek şarkıları büyük ölçüde bu ayrılığın ardından yazdı. Albarn daha sonra bu dönemi hayatındaki en karanlık ve çıkışsız zamanlardan biri olarak anlatırken, “13” de grubun Britpop yıllarındaki parlak sound’undan uzaklaşıp daha deneysel ve karanlık bir çizgiye yöneldiği albüm oldu. “Tender” ve “No Distance Left to Run” başta olmak üzere albümdeki birçok şarkı, ilişkinin sona erişiyle doğrudan bağlantılıydı.
Aynı dönemde Albarn’ın hayatında başka bir değişiklik daha yaşandı. Daha önce Blur çevresinden tanıdığı Tank Girl’ün yaratıcılarından Jamie Hewlett’la yolları yeniden kesişti. Hewlett’ın anlattığına göre biri müzik, diğeri çizimle uğraşırken evde sürekli yeni fikirler dolaşıyordu. Televizyon karşısında MTV izledikleri gecelerden birinde, dönemin yapay pop gruplarına tepki olarak müziği Albarn’ın, görsel dünyayı Hewlett’ın üstleneceği sanal bir grup fikri ortaya çıktı. Albarn’ın Blur’le yapamayacağı hip-hop ve elektronik denemeleri anonim biçimde gerçekleştirme isteğiyle birleşen bu fikir, kısa süre içinde dört çizgi karakterden oluşan Gorillaz’a dönüştü. Böylece Frischmann’la yaşadığı ayrılığın ardından başlayan hayatının yeni dönemi, Albarn’ın müzikal kariyerinde bambaşka bir projenin de başlangıcı oldu.