Röportaj

TUANA: “Korku, bizi hayatta tutan, kararınca keyif veren güzel bir his…”

Yapaylığa inat gerçek patlamalar ve cesur bir dönüşüm... Tuana ile öfkenin biriktiği yepyeni "underground" evrenini ve tehlikeli sınırlarını konuştuk.
post image

Alternatif pop sahnesinin sınırlarını zorlamaktan çekinmeyen Tuana, yeni şarkısı “bu dünya yıkılsa üzülmem” ile kurguladığı karanlık ve cüretkâr paralel evrenin kapılarını açıyor. Vintage bossa nova tınıları ile modern popun dinamizmini zıtlıkların uyumuyla harmanladığı bu yeni dönemde, Tuana sadece duyusal değil, görsel bir başkaldırıya da imza atıyor. Kolay tüketilen yapay efektlerin aksine, şov uğruna değil, “gerçekliği” hissetmek için taze ameliyat dikişleriyle kendini gerçek fünyelerin ve alevlerin arasına bırakacak kadar inatçı ve tutkulu. Kendi deyimiyle öfke, kin ve intikam gibi bastırılmış duyguların biriktiği TuanaLand‘in bu yeraltı dünyasına iniyor; tehlikeli ama bir o kadar da özgürleştirici sınırların anatomisini konuştuk.

dergy.com‘a hoş geldin Tuana! Vakit kaybetmeden sohbetimize ilk olarak yeni çıkardığın iddialı klibin ve yeni yolunu konuşarak başlamak istiyorum. Bu yeni dönemde yepyeni bir “yeraltı evreni” oluşturduğunu duydum… “bu dünya yıkılsa üzülmem” ile kurguladığın bu paralel evrenin kapılarını araladığında içeride bizi tam olarak nasıl bir atmosfer karşılıyor?

TuanaLand evrenimizin bastırılmış duygularından oluşan bir paralel evren aslında “bu dünya yıkılsa üzülmem”. TuanaLand’de iyi olmaya, hak aramaya dair bir tutkumuz var. Bu tutkuya belli duyguları bastırarak, farklı sınavlar vererek geliyoruz aslında. Bir tercih yaparak geliyoruz. İşte burada reddettiğimiz; öfke, kin, intikam gibi duyguların biriktiği bir yer bu paralel evren.

“bu dünya yıkılsa üzülmem”in temelinde vintage bossa nova esintileri ve modern bir pop altyapısı var. Bu iki zıt gibi duran dünyayı, günümüzün hız tüketilen müzikal estetiği içinde harmanlarken stüdyoda nasıl bir vizyonla ilerlediniz?

Biraz zorlayıcı oldu açıkçası. Stüdyo sürecinde soundun orijinalliği konusunda çok titizdim, birden fazla producer ile çalıştık, birden fazla enstrüman kaydı aldık. Bossa nova’daki groove gereği oldukça meşakkatli oldu fakat değdi.

“Birbirini karşılık duymadan desteklemek gerçekten çok değerli bir duygu…”

Şarkıda dünyaya meydan okuyan, sırt sırta vermiş bir “suç ortağı” konsepti işliyorsun. Günümüzün kaotik ilişki dinamikleri içinde, her şeyi boş verip sadece o bağa tutunma fikri sana ne ifade ediyor?

Her şeyi tümüyle boş vermek olmasa da insanların artık birbirlerinin duygularını umursamadığı, bireyselci ve çıkarcı davrandığı bir dünyanın içinde; sevdiğin biriyle sırt sırta vermek, birbirini karşılık duymadan desteklemek gerçekten çok değerli bir duygu. Bu aşk, arkadaşlık, aile, pek çok bağ için geçerli.

Yeni dönemde sadece duyusal değil, görsel dünyanı da bir üst seviyeye taşıdığını görüyoruz. Müziğini yazarken bir yandan sahnelerini ve renklerini de zihninde yöneten bir TUANA var mı?

Her zaman. Çoğunlukla işlerimin kreatif kısmında da bolca yer alıyorum çünkü her şarkı sözünün, her hareketin altında yatan alt anlamlar var. Bunları en iyi şekilde açıklayabilecek tek kişi yazarı bana kalırsa. “bu dünya yıkılsa üzülmem” evreninde ve klibinde yönetmenimiz Burak Kılıçkaya’nın da bu dünyaya bambaşka bir gözden tekrar bakması çok önemliydi, yönetmen etkisinin benim etkimden daha fazla olduğu yegâne kliptir. Görüntü yönetmenimiz Tolga Çetin’in ve ekibinin katkıları da yadsınamaz. Tam bir ekip çalışmasıydı.

Klibin yönetmeni Burak Kılıçkaya ile çok iddialı bir sinematik dünya kurmuşsunuz. Bu vizyonu gerçeğe dönüştürürken referans aldığınız veya beslendiğiniz özel estetik noktalar oldu mu?

Burak Kılıçkaya’nın kendi spooky, karanlık, arayışları barındıran estetiği benim “bu dünya yıkılsa üzülmem” senaryomla ve estetiğimle birleşince doğalında orijinal bir estetik ortaya çıktı.

Sektörde genellikle kolaya kaçılıp dijital efektlere başvurulurken, siz koca bir seti gerçek fünyeler ve alevlerle donatmışsınız. Sence o “gerçek” patlamaların arasında durmak şarkının hissiyatına ne kattı?

Öncelikle izleyicime, dinleyicime gerçekten çok saygı duyuyorum ve onlara her seferinde yeni, denenmemiş çalışmalar sunmayı çok önemsiyorum. Dijitali, AI’ı da sevip kucaklayan ve tadında kullanan birisi olarak bu işin “kolayına” kaçmayı içime sindiremedim. Yönetmenim de zaten bu konularda çok hassastı, iki deli yan yana gelmiş olduk. Böylece kelimelerimizdeki gerçekliği görselimize de dökmüş olduk.

“Doktorumdan izin çıktığı gibi taze dikişlerle sette patlamaya gittik…”

Sanırım adım attığın yeni dünyanın en çarpıcı yanlarından biri senin kişisel sınırlarını zorlaman. Çekimlerden sadece iki hafta önce ameliyat olmana rağmen dublör kullanmayı reddetmişsin. Seni o taze dikişlerle alevlerin arasına atan o sanatsal inadın arkasında ne yatıyor?

Şarkımın ruhunu tam anlamıyla yaşamak ve yansıtmak. Şov için değil, gerçekten deneyimlemek için, gerçekten içimizde bastırdığımız öfkelerin bizi götüreceği yeri görmek için. Doktorumdan da izin çıktığı gibi sette patlamaya gittik.

Sette güvenlik önlemleri en üst seviyede olsa da tüm prodüksiyon ekibinin yüreğini ağzına getirmişsin. O aksiyon sahnelerinde “motor” dendiğinde hissettiğin ilk duygu korku muydu, adrenalin mi?

Kesinlikle adrenalin ve büyük bir coşku. Benim extreme sporlara da ilgim vardır. Korku çok çok az da olsa vardı, hâlâ dikişlerim olduğu için. Ama tabii ki çok güvendiğim insanlarla, iyi bir ekiple sette olmanın güveni hâkimdi. İnsanın içinde her zaman ince bir korku olmalıdır. Korku, bizi hayatta tutan, kararınca keyif veren güzel bir his.

“Bu dünya yıkılsa üzülmem” diyebilmek, aslında çok büyük bir vazgeçişi ve aynı zamanda büyük bir özgürlüğü barındırıyor baktığında. Sen kendi hayatında o umursamama ve hafifleme noktasına nasıl ulaştın? Ya da ulaşabildin mi?

Ulaşmayı denediğim bir dönemdeyim. Acımasız olmadan, gerçekten boş verebilmeyi, herkesin bir sınavı olduğunu anlamayı deniyorum.

“Artık paralel evrenin kapısı açıldı; TuanaLand’in olduğu kadar, TuanaLand underground hikayesini de devam ettireceğiz…”

Müzikal tavrının yanı sıra bu cesur duruşun, aslında alternatif pop sahnesinde senin için yepyeni bir sayfa. Bundan sonraki projelerde de bu “tehlikeli” sınırları zorlamaya devam edecek misin?

Mutlaka! Artık paralel evrenin kapısı açıldı, TuanaLand’in olduğu kadar TuanaLand underground hikâyesini de devam ettireceğiz.

Dinleyicilerin seni her zaman yenilikçi adımlarınla takip ediyor. Bu “yeni dönemin” ilk adımını attık, peki sıradaki adımda bu paralel evrenin hangi sokağına sapacağız? Birkaç tüyo alalım mı senden?

Belki bir düette bu hikâyeyi anlatmaya devam ederiz.

İlgili Yazılar
Development by Bom Ajans