2024 Ekim’inde dünyada, 2025 Şubat’ında ise Türkiye’de vizyona giren “Conclave” (Konsey) filmi sekiz dalda aday gösterildiği 97. Oscar Ödülleri’nden En İyi Uyarlama Senaryo ödülünü kazanarak döndü. 2025 BAFTA Film Ödülleri’nden ise dört dalda zaferle ayrıldı.
Conclave için söyleyeceklerimiz bu kadar. Çünkü “Conclave”, bizim için fikrin çıkış noktası sadece, “Niçin?” sorusunu sormamıza vesile olan başlangıç aşaması. Bizim sorumuz şu: Niçin, Vatikan ve Papalık ile ilgili filmler her dönem bu kadar ilgi görüyor? Dün, bugün ve görünen o ki yarın… Hep konuşuluyorlar, çok konuşuluyorlar. Bu sorunun cevabını bulmak için yola çıkıyoruz, geliyor musunuz?
8 milyarlık dünyanın 1,4 milyarını Katolik Hristiyanlar oluşturuyor. “Lider” olarak kabul ettikleri Papa’nın ikamet ettiği Vatikan da hem Katoliklerin dini merkezi hem de dünyanın en küçük ülkesi. Nüfusu 800 civarında olan bu ülkede yaşananlar peki? 2 bin yıllık papalık makamında olup bitenler mesela… Haberi olan var mı, yok. İşte bu büyük “yok” öylesine bir merak yaratıyor ki Papalık ya da Vatikan ile ilgili en ufak bir çalışma bile büyük ses getiriyor. Bu çalışmaların başında da filmler geliyor elbette.
Film yapımcıları için Vatikan, dünyanın dört bir yanına sirayet etmiş bu merakı değerlendirmek adına eşi görülmemiş bir nimet. Vatikan ile ilgili şu ana kadar çok fazla sayıda film, TV programı ve belgesel yapıldı. Öyle ki 2017 yılında Vatikan sekreteryası bir açıklama yapmış ve sadece o sene içerisinde; Vatikan’ın sanatsal, kültürel ve manevi mirasına veya Papa’nın günlük faaliyetlerine yer vermek için başvuruda bulunan film, TV programı ve belgesel projesi sayısının 90 olduğunu belirtmişti.
Kapalı kapılar, gizli arşivler ve tarihten bugüne uzanan sırlar… Tüm bunların sonucu olarak Vatikan büyük bir merak uyandırıyor. Özellikle dünya genelinde on kişinin en az beşinde görülen komplo teorileri merakı ve tarihi sırlara vakıf olma isteği bu filmleri olan ilgiyi artırıyor. “Da Vinci Şifresi” ve “Melekler ve Şeytanlar” gibi filmler, bu mistik yönü kullanarak büyük ilgi çekti.
Hayır çünkü işin görsel boyutunu yabana atamayız. Vatikan her anlamda bir görsel şölen. Vatikan müzelerinde 70 bine yakın sanat eseri bulunuyor. Üstelik bunların yalnızca 20 bini sergileniyor; geri kalanı arşiv ve depolarda. 7 kilometrelik alana yayılan bu eserlere bir de olağanüstü mimari eklenince tadından yenmiyor. Michelangelo’nun Sistine Şapeli’nden Aziz Petrus Bazilikası’na kadar eşsiz sanat eserleri ve mimari alanlarla dolu bu yer, sinematografi açısından muazzam görseller sunuyor.
Bitti mi, hayır. Skandalları ne yapacağız? Elbette o da “Nedenler” listemizin içerisinde. Dışarıya kapalı hemen her yer gibi Vatikan da bir dizi skandalla çalkalandı. Suikast girişim(ler)i bütün dünyayı salladı, finansal yolsuzluklar “Neler oluyor?” dedirtti, içeride dönen politik entrikalar fazlasıyla şaşırttı vs. Tüm bunlar aynı zamanda sinema için de mükemmel malzemeler sunuyor. Spotlight, Vatikan’daki bu tarz tartışmalı konuları ele alarak büyük ses getirdi.
Şüphesiz tarihi ve kültürel alt yapıya da bir bölüm ayırmalıyız. Vatikan, 11 Şubat 1929’da ayrı bir devlet olarak tanındı ama kesin olarak Papalık makamının merkezi olması 16. yüzyıla dayanıyor. The Two Popes, bu tarihi derinliği ve kişisel çatışmaları başarılı bir şekilde işliyor.
“Da Vinci Şifresi”, “Melekler ve Şeytanlar”, “Spotlight”, “Two Popes”, “Conclave” ve bunlar gibi çekilmiş ve çekilecek tüm Vatikan filmleri. İzledik, izliyoruz ve izleyeceğiz. Çünkü biz, yani dünya halkları; tarihin, gizemin, sanatın, skandalların ve komplo teorilerinin bir araya geldiği filmlerin hastasıyız.